Beldemiz Genel Tanıtım

6/15/2020 BELEDİYEMİZ

ARZULARKABAKÖY BELDESİ

Gümüşhane tarihiyle ilgili yapılan araştırmalar, şehrin tarihinin M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzandığının ipuçlarını bizlere vermektedir. Ancak arada zikredilen zaman farkının çok uzun olması, bu konuyla ilgili kesin bilgilere ulaşmayı güçleştirmektedir.

Gümüşhane; altın, gümüş ve bakır madenlerinin çıkarıldığı bir bölge olması ve önemli ticaret yollarının buradan geçmesi nedeniyle, her dönem ilgi duyulan bir merkez olmuştur. Bunun için, bu şehre sahip olmak isteyen birçok medeniyet birbirleriyle mücadele etmişlerdir.

Gümüşhane tarihiyle ilgili kaynaklara bakıldığı zaman; Protohitit, Hitit, İran, Makedonya, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Selçuklu, İlhanlı, Trabzon Rum İmparatorluğu, Akkoyunlu ve Osmanlıların bu yörede hüküm sürdükleri görülmektedir.

Arzular köyünün ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmemektedir. Bu hususta her hangi bir belgede bulunmamaktadır. Köyün ne zaman ve nasıl kurulduğu hakkında bilgiler kaynak kişilerden elde edilebilmektedir. Bu kaynak kişilerin verdiği bilgilere göre, Arzular köyünün eski ve ilk yerleşim yeri Eski Sobran Mevkiidir. Arzular köyünün eski ismi Sobran’dır. Bu nedenle ilk yerleşim yerine “Eski Sobran” adı verilmiştir. O zamanlarda Eski Sobran’daki yerleşim yeri Kovans (Kale) köyüne bağlı bir mahalle olarak yer almaktadır. Hangi tarihe kadar mahalle olarak kaldığı bilinmemekle birlikte, yerleşim yeri Erzurum Vilayeti, Pulur Nahiyesi, Kovans (Kale) Köyü Eski Sobran Mahallesi olarak anılmaktadır.

O dönemlere ilişkin tek yazılı belge, Sabri Özcan’ın “Trabzon Salnamelerinde Gümüşhane Sancağı” adlı eseridir. Bu kitapta, Kovans (Kale) Nahiyesi Sobran Arzular Köyü hakkında 1877 yılına ait bilgiler verilmektedir. Bu belgeye göre Arzular 1877 yılında Kale’ye bağlı bir köydür. Arzular’ın mahallelikten köy olma durumuna ne zaman geçtiği bilinmemekle birlikte, mahallenin ilk yerleşim yerinde yani Sobran’da köy olduğu bilinmektedir. Şimdiki yerleşim yerine ise 1900’lü yılların başında geçildiği tahmin edilmektedir.

Arzular köyünün Kabaköy köyü ile birleşmesinden önce 3 mahallesi vardır. Bunlar günümüzde de halen var olan, Ekinciler, Fatih ve Osmangazi mahalleleridir. 1900’lü yılların başında geçilen yeni yerleşimin ilk yapılanmaları da bugünkü Osmangazi Mahallesi sınırları içersinde kalmaktadır. Daha sonra çekirdek merkezi çevreleyen ve Osmangazi Mahallesi’ni bütünleyen Fatih Mahallesi kurulmuştur. Aynı tarihlerde Ekinciler Mahallesi fiziki olarak her iki mahalleden de ayrı olarak yerleşimin üst kotlarında kurulmuştur ve bu iki mahalleye göre daha küçük bir mahalledir.

1.Dünya Savaşı sırasında Rus orduları Erzurum ve Bayburt’u işgal ettikten sonra, 19 Temmuz 1916’da da Gümüşhane’yi işgal etmişlerdir. Arzular Köyü de bu dönemde Ruslar tarafından işgale uğramış ve köylülerin bir kısmı Amasya, Çorum ve Tokat illerine göç etmek durumunda kalmışlardır. Gümüşhane’nin 15 Şubat 1918’de düşman işgalinden kurtuluşu ile birlikte Arzular Köyünde de düşman işgali sona ermiş ve göç eden ailelerden bir kısmı tekrardan köye dönüş yapmıştır.

Arzular Köyü merkez ilçeye bağlı bir köy iken, Bakanlar Kurulu’nun 20 Ekim 1998 tarih ve 98-49811 sayılı kararı ile belediye olmuş ve belediye 1999 yılında fiilen göreve başlamıştır. Arzular köyü belediye olduktan sonra ise 2008 yılında Kabaköy ile birleşmiş ve bu birleşme 23 Haziran 2011 tarih ve 27973 sayılı karar ile resmileşmiştir.

Kabaköy Gümüşhane’deki önemli yerlerden bir tanesidir. (Aepin-Kabakilise), Kabaköy’ün güneyinde bulunan Kale’deki Keçi Kale 7. yüzyıla kadar süren Bizans-Sasani savaşlarına sahne olmuş, daha sonra İmparator Justinyanus tarafından onartılmıştır. 9. yüzyılda Kabaköy Trabzon Piskoposluğu tarafından I.Basil’in (876–86) hükümdarlığı sırasında köyde bulunan Ayasofya nedeniyle büyük bir metropol konumuna getirilmiş 1054 yılına kadar önemini korumuştur.

Osmanlı döneminde Kabaköy’ün yine önemli bir merkez olduğu görülmektedir. Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Trabzon’u almasıyla bu bölge de Osmanlı toprağı olmuş, fakat bu hakimiyet 1467 yılına kadar kısa bir zaman sürmüştür. 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ve Uzun Hasan arasında vuku bulan Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Gümüşhane’nin bir bölümü, Yavuz’un Çaldıran Zaferi’nden sonra ise (1514) tamamı -kesin olarak-Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir.

  1. yüzyılda Kabaköy ve çevresinde yaşayan Ortodoks Rumların bir kısmı, İstanbul ve Antakya’ya göç etmişlerdir . Yaşanan bu göç hareketi, Türklerin Kabaköy ve çevresinde daha etkin bir konuma gelmelerini sağlamıştır.
  2. yüzyıla gelindiğinde, Kabaköy çok farklı bir döneme girmiştir; I. Dünya Savaşı, Rusların Gümüşhane’yi işgali, işgali takip eden süreçte başlayan İstiklâl Savaşı’nın yaşandığı oldukça yoğun bir dönemdir.

Kurtuluş Savaşı sonrası yapılan Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) ekleri arasında bulunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’ne göre, bu bölgede bulunan Rum nüfus ile Yunanistan’da bulunan Türk nüfus değiştirilmiştir. Bu tarihten sonra, Kabaköy sadece Türklerin yaşadığı bir köy konumuna gelmiştir.

KABAKÖY’E TÜRK AİLELERİN İSKANI 1514’teki Çaldıran Savaşı’ndan sonra Gümüşhane’nin tamamen Osmanlı toprağı olmasıyla, Osmanlı Devleti bu bölgeye Türk oymak, boy ve cemaatlerini getirerek yerleştirmeye başlamıştır. 17 ve 18. yüzyılda da devam eden bu süreç, 19. yüzyıl sonunda doruk noktaya ulaşmıştır.

 

Kültür ve Turizm

Mantıerişte, siron, güveç yemeği, kartol yahnisi, zuluf pağla, kartol dennisi, golba çorbası, lahana dolması köyün önde gelen yemeklerindendir.

Şalgam Pınarı: Gümüşhane Bayburt yolu üzerinde bulunan ve Mart ayı başında Meler dağı altında biriken suların şiddetli bir şekilde patlamasıyla birlikte 3 ayrı kaynaktan çıkarak adeta şelaleye dönüşmektedir.

Tohumoğlu Köprüsü: Gümüşhane-Erzurum yolunun Tohumoğlu kesimindedir. Selçuklu dönemi yapısı olduğu sanılmaktadır. Ekim- 1575 Ferruh Zad Oğlu Halebi tarafından yaptırılmıştır. Tohumoğlu Mevkii’nde, Harşit Çayı üzerindedir. Köprü, 64,70 m x 5,11 metre ölçülerinde, iki gözlü, sivri kemerli olarak inşa edilmiştir. Kemer, korkulukları kesme taş, diğer kısımlar moloz taştır. Döşemesi kademelidir. Dere yatağı içerisindeki ayağının önünde memba yönünde “V” şeklinde sel yaranı, mansap yönünde yarım daire şeklinde topuğu vardır. Muhtemelen harpuşta veya düz döşemesi yapılan onarılar esnasında iki tarafa ve içe eğimli olarak yapılmıştır. Bu özelliği ile üniktir.

Kabaköy (Ayasofya) Camisi: Yığma yapım sistemi ile inşa edilen yapıda malzeme olarak kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır. Kuzey, güney ve doğu cephelerinde kesme taş, batı cephesinde ise moloz taş kullanılmıştır. Orijinali kilise olarak inşa edilen yapı, 3 nefli ve 3 apsislidir. Bazilikal planlı yapıda orta nef yan neflerden daha geniş, orta apsis yan apsislerden daha uzundur. Kırma çatısı sonradan sac malzeme ile kaplanmıştır. Yazılı kaynaklarda, bölgede 8. yüzyılda Ermenilerin iskân ettiği ve kilisenin de aynı yüzyılda yapıldığı belirtilmektedir. İleriki dönemlerde Hagia Sophia’ya adanan kilise, 18. yüzyılda bölgeye Türkler’in yerleşmesiyle camiye çevrilmiş (1737) ve Ayasofya Camii adıyla anılmıştır. Camiye çevrilirken pastoforion odaları kapatılmıştır. Yapının kuzeyinde yer alan minaresi yakın tarihlidir. Yapının kuzeydoğusunda geç döneme tarihlenen bir de çeşme bulunmaktadır. Yapıya giriş, batı cephede yer alan taş söveli ve yuvarlak kemerli açıklıktan sağlanmaktadır. İç mekânda, güney duvara mihrap ve minber eklenmiştir. Mihrap kesme taştan yapılmış olup niş çevresi kalem işiyle süslenmiştir. Yenilenmiş olan minberi ve vaaz kürsüsü ahşaptandır. İç mekânda beden duvarları ve taşıyıcılar sıvalı ve boyalıyken kemerler, taşıyıcıların başlıkları, pencere ve kapı söveleri taş olarak bırakılmıştır. Bu uygulama iç mekânda sade ve şık bir hareketlilik sağlamıştır. Pencereleri tonozlu pencere tipi olup ahşap malzemelidir. Güney cephede görülen haç motifli ve işlemeli taşlar, insitu olmalıdır.

Ayrıca Gölet piknik alanı ve yaylalar turizm açısından önemli yer tutmaktadır.

 

Coğrafya

Arzularkabaköy Beldesi Gümüşhane kent merkezi ve merkez ilçesine 20 km mesafe uzaklıktadır. Beldenin kuzeyinde Yitirmez köyü, doğusunda Kale Bucağı, Güneyinde D050 Gümüşhane-Bayburt yolu ve batısında Gümüşhane merkez ilçesi yer almaktadır.

Arzularkabaköy coğrafyası monoton bir yapıya sahip olmayıp, yüksek tepeler, doğu-batı yönlü sırtlar, bu sırtlar arasında yer alan birçok devirli ve sürekli dereler, düzlükler ve akarsular tarafından derin bir şekilde yarılmış vadilerden müteşekkil engebeli bir yapıya sahiptir. Morfolojik yapısının oluşumunda volkanizma ve tektonizma önemli yer tutar. Arzularkabaköy deniz seviyesinden 1453 metre yüksektedir.

Arzularkabaköy’ün en yüksek noktası ise kuzeyindeki Yağlıtaş Tepesi’dir. Bölgenin doğusunda ise Yağlıtaş Tepe’sini takip eden Çardaktaş Tepesi bulunmaktadır. Bu tepelik alanlarda bir çok sırt ve bu sırtlar arasında ise sayısız dere ve vadi bulunmaktadır. Etek kısımlarına doğru inildikçe azalan yükselti, dere tabanında 1500 metreye iner.

 

Nüfus

                                

   

2019

Osman Gazi Mah.                              

                                                   

2.382

Fatih Mah.

 

1.081

Ekinciler Mah.

 

321

Gaziler Mah.

 

489

Esentepe Mah.

 

450

Mezire Mah.

 

87

 

TOPLAM

4.810

                              

Ekonomi

Beldenin ekonomisi daha çok tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Beldede 16 Ha alan üzerine kurulu 30 lojman ve 300 adet çalışanı ile önemli bir sanayi sitesi olan Çimento fabrikası bulunmaktadır. Ayrıca 26 Dönüm üzerine kurulu 9758 m² kapalı 5 bölümden oluşan 800 kişi kapasiteli Kapalı ve Yarı Açık Cazaevi, 1 Adet Benzin istasyonu ve tesisi, 1 Adet Kuran Kursu, 1 adet İlköğretim Okulu , 1 Adet Sağlık Ocağı 9 Adet Taziye Evi, 6 Adet Cami, 1 Adet S.S. Tarım Kredi Kooperatifi ve Ofisleri, 1 Adet Pestil Köme imalathanesi, 1 Adet Kasap, 3 Adet Market, 2 Adet Çay Ocağı, 1 Adet Kıraathane, 1 Adet Terzi, 1 Adet Toptancı, 1 Adet Lokanta ve 1 Adet Fırın bulunmaktadır. 2020 yılı başı itibari ile PTT acentesi kurulmuştur ve faaliyete başlamıştır.

 

Altyapı bilgileri

Arzularkabaköy Beldesinin yapılaşma düzeni açısından kent imajı incelendiğinde, beldenin ayrık nizamlı ve 1 ile 2 katlı binalardan oluştuğu görülmektedir. Son dönemlerde 3 katlı binalar inşa edildiyse de, beldenin genel görünümünü düşük kat sayılı binalar oluşturmaktadır. Beldenin hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Ayrıca katı atık arıtma tesisi ve 8 km lik 200 kişilik yeni kanalizasyon hattına ihtiyaç duyulmaktadır. Kaynak suyu havzalarımızda mevcut olup tadilat yapılarak beldeye kazandırılması gerekmektedir.

 

BELDEMİZDEN GÖRÜNTÜLER

 

 Uploaded Image

 

GÖLET PİKNİK ALANI

( Bölgede eşi benzeri olamayan gölet piknik alanımız ziyaretçilerini beklemektedir.)

 

 Uploaded Image

 TARİHİ TOHUMOĞLU KÖPRÜSÜ

(Beldemiz Tohumoğlu mevkiinde bulunan köprünün kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan Selçuklu döneminde, XII-XIII.yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Köprü küçük taşlardan yapılmış, yer yer de iri blok taşlardan da yararlanılmıştır. Köprü İki gözlü ve yuvarlak kemerlidir. İki kemerin birleştiği yerde bir selyaran bulunmaktadır.)

 Uploaded Image 

 

ŞALGAM PINARI

(Beldemizde Gümüşhane – Bayburt karayolu üzerinde bulunan şalgam pınarı mesire alanı, sosyal yaşam alanı ve çocuk parkı olarak milletimizin hizmetine sunulması için tekrar projelendirilmiştir.

Uploaded Image 

 AYASOFYA CAMİİ

 

(Yazılı kaynaklarda, bölgede 8. yüzyılda Ermenilerin iskân ettiği ve kilisenin de aynı yüzyılda yapıldığı belirtilmektedir. İleriki dönemlerde Hagia Sophia’ya adanan kilise, 18. yüzyılda bölgeye Türkler’in yerleşmesiyle camiye çevrilmiş (1737) ve Ayasofya Camii adıyla anılmıştır.)